Kategori arşivi: Motorlu Kurye

Maltepe Kurye

Maltepe Kurye

Maltepe içerisinde kurye arkadaşlarımız ve ekibimiz ile gitmesi gerken, gelmesi gereken evrak, paket gibi her türlü gönderiyi yerine hızlı ve güvenli şekilde iletiriz. Samimi ve güler yüzlü çalışanlarımız sayesinde sizlere 1. kalite bir hizmet sunuyoruz.

Maltepe Coğrafyası

Maltepe, Bizans döneminde küçük bir sahil köyü olmanın yanında etrafında yer alan birçok manastırlarla da dikkat çekmektedir. Dönemin ünlü din adamlarından Aziz Euksentios, Maltepe yollarından birçok defa geçmiştir. Örneğin Maltepe ile Caddebostan arasında olduğu tahmin edilen Ioannes Prodromos Manastırı bunlardan sadece biridir.[4] Bu manastırla beraber Başıbüyük köyünden Caddebostan’a kadar uzanan birçok manastırın varlığı da bilinmektedir. MS 451 yılında dönemin ünlü din adamlarından Aziz Euksentios, Bizans İmparatoru Markianus’un daveti üzerine Khalkedon Konsili’ne katılmak üzere çıktığı yolculuk sırasında bu manastırları ziyaret etmiştir.

Bizans İmparatorluğunun dini yapılarının yanında imparatorluk yapıları da Maltepe erken tarihinin ana hatlarını oluşturmaktadır. Nitekim Bizans dönemine ait olan Bryas Sarayı da birçok tarihçiye göre Maltepe’dedir. İrlandalı tarihçi John Bagnell Bury, Bryas Sarayı’nın Maltepe’de yer almasının muhtemel olduğunu savunmaktadır. Ancak bu konuda farklı görüşler de mevcuttur. Tarihçi Ernest Mamboury, Maltepe’de böyle bir sarayın olmadığını söylemektedir. Sonuç olarak yapılan araştırmalar Bryas Sarayı’nın Maltepe’de yer aldığını göstermiştir. Ancak sarayın tam olarak yeri konusunda net bir bulgu yoktur. Bryas Sarayı’nın yapılması fikri ise 829-842 yılları arasında Bizans İmparatoru Theophiles’in Abbasi elçiliğini yapan Synkellos İoannes Grammatikos’a aittir. Sarayı yapan kişi de Patrice adında bir mimardır. Bryas Sarayı yapıldığında etrafı geniş bahçe ve su yollarıyla doluydu. Hatta bu su yollarından dolayı Bryas adının kaynaklar anlamına gelen vrisis sözcüğünden türediği iddia edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Maltepe’nin en eski anlamının kaynaklar olduğu düşünülebilir. Zira Maltepe’nin su kaynakları bakımından zenginliği bu iddiayı kanıtlar niteliktedir.

Bu küçük sınır kasabasının 1509 yılındaki depremde yıkıldığı ve Dragos eteklerinde bulunan ve bu yüzyılda Obnias veya Abrias adı ile anılan bu kasabanın harabeleri 1540 yılında ünlü Fransız nebetatçısı ve seyyahı Pierre Gylli tarafından görülerek tespit edilmiştir.

Pelekanon adı üzerinde duran tarihçiler ise III. Andronikos ile Orhan Gazi arasındaki Pelekanon Muharebesi‘nin (1329-1330) Maltepe ve çevresinde gerçekleştiğini iddia etmektedir. Bu görüşün kaynağı ise Avusturyalı Osmanlı tarihçisi Joseph von Hammer-Purgstall‘dır. Ancak Pelekanon Savaşı’nı araştıran tarihçi Vladimir Mirmiroğlu çeşitli kanıtlara dayanarak Pelekanon Savaşı’nın Darıca ile Eskihisar arasındaki Manastır Mevkii’nde olduğunu ileri sürmüştür.

Tarihçi Hammer bu kıyı şeridindeki bütün tepelere Maltepe denildiğini söylemektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurulmadan önce Türk akıncıları Bizans egemenliği altında bulunan Kocaeli Yarımadası’na akınlar düzenlemişlerdir. Bu akıncıların Üsküdar’a kadar geldikleri bilinmektedir. 1075 yılında İznik ve çevresini fethederek Anadolu Selçuklu Devleti‘ni kurarlar. Süleyman Şah İstanbul Boğazı’na kadar dayanmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra Maltepe ve Çevresi yine Bizanslıların egemenliği altına girmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu kurulduktan sonra 2. Osmanlı Padişahı Orhan Gazi’nin döneminde komutanları Akça Koca, Konur Alp, Gazi Abdurrahman tarafından Türk egemenliğine alınmıştır. İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Maltepe’nin tarihi konumu daha da artmıştır. Bağdat yolu üzerinde olan Maltepe Osmanlı Ordusu’nun Üsküdar’dan sonra ikinci durak yeri olmakta ve ordugah Maltepe’de kurulmakta idi. Fatih Sultan Mehmet’in 300.000 bin kişilik ordusunun başında 27 Nisan günü Üsküdar’a geçtiği ve burada hastalanıp birkaç gün istirahattan sonra tekrar yola çıktığı, Üsküdar’la Gebze arasındaki Tekfur Çayırı ve Sultan Çayırı diye anılan Hünkar Çayırı Mevkii’nde tekrar hastalanıp 3 Mayıs 1481 de öldüğü İsmail Hami Danişmend tarafından yazılmıştır.

Danışmend’e göre bazı Osmanlı kayıtlarında Üsküdar ve Gebze arasında bulunan Hünkar Çayırı Maltepe’dedir. Evliya Çelebi‘nin Seyahatname adlı eserinin 1. Cildinde de Fatih Sultan Mehmet‘in Maltepe yakınlarında öldüğü ifade edilmektedir.

Osmanlı döneminde Maltepe askeri konaklama yeri olarak önemli bir mevki idi. 18. yüzyıl Kazasker Feyzullah Efendi‘nin çabalarıyla Maltepe daha da gelişerek yeni bir çehreye bürünmüştür. (1699-1761) Şeyhülislam Ebu’l Hayr Efendi’nin oğlu olan 1749’da Rumeli Kazaskerliğine getirilen Feyzullah Efendi de (1755 ve 1757) iki defa Şeyhülislamlığa atanmış ve 1758 yılında 3. Mustafa tarafından azledilerek Sütlüce’deki evinde oturmasına izin verilmiş, ölünce de Sütlüce Deresi’nde yaptırmış olduğu zaviyeye gömülmüştür.

Eski Maltepe’nin Feyzullah Efendinin Çiftliği olduğu söylenir. Kayış Dağı memba Suyunu Maltepe’ye toprak künklerle Feyzullah Efendi getirmiş bununla da yetinmeyip bugünkü Feyzullah Camii’nin yanındaki asmalı kahvenin önünde bulunan çeşmeyi de kendisi yaptırmıştır.

Maltepe’de ilk cemiyet 1910 yılında Uhuvvet-i Osmaniye adı altında Miralay Süreyya İlmen tarafından kurulmuştur. Maltepe’ye ilk kez 14 Nisan 1912 yılında Sayeste Kadı Efendi adı verilen bir ilkokul yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Selanik, Drama, Kavala ve Serez Yöresi’nden Türkiye’ye mübadele ile gelen Türklerin 1500’ü Maltepe’ye yerleşmiştir. Narlıdere Çiftliği adıyla bilinen bugünkü Maltepe Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Maltepe’nin gelişmesine büyük emeği geçen Süreyya Paşa (1874-1955) tarafından yapılmıştır. Cumhuriyeti izleyen yıllarda Maltepe büyük bir yangın geçirmiş bütün ahşap evlerle birlikte Feyzullah Efendi Camii’de yanmıştır.

1928 yılında Maltepe Belediyesi kurulmuştur. Maltepe’nin İmar Planı ise 1945’te yapılmıştır. İmar Planından sonra Maltepe’nin yerleşim bölgesi demiryolu hattı olmuş, 1960’tan sonra da yerleşim daha yukarılara dağılmış olup E-5 üstünde de hızlı bir gelişme kaydetmiştir.

Pendik Kurye

Pendik Kurye

Pendik ilçesi etrafında güvenilir kurye arkadaşlarımız ve samimi, güler yüzlü çalışanlarımız ile sizlere 1. kalite bir kurye hizmeti sağlamaktan gurur ve neşe duyuyoruz.

Pendik Tarihçesi

Pendik’teki en eski yerleşim olarak Makedonlar bilinse de yapılan kazılarda 3-4 bin yıllık insan kalıntıları bulunmuştur. Roma ve Doğu Roma hakimiyetinin ardından 1080-1083’te Selçuklularda kaldıysa da, tekrar Latin İmparatorluğu eline geçmiştir.1306’da ise Osmanlı hakimiyetine girmiştir ancak bu Bizansın geri kazanma çabalarını doğurmuş ve 1329-1330 tarihlerinde Pelekanon savaşıyla bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. 1400 yılında Yıldırım Bayezid döneminde Abdurrahman Gazi alana dek boş kalmış olan Pendik, bu tarihten itibaren tamamen Türk hâkimiyetindeki bir yerleşim yeri olmuştur.

Osmanlı hâkimiyetinde küçük bir balıkçı kasabası durumunda bulunan Pendik, geçirdiği büyük bir yangınla tamamen kül olmuştur kaynaklara göre 1200 hane ve dükkânı kül eden 50 saatlik yangından sonra Ayan Meclisi Senato Hariciye Encümen Reisi Azaryan Efendi Paris’ten mühendis ve mimarlar getirterek yeni yerleşimin planlarını çizdirmiştir. Planlara da şehir merkezine adının ilk harfini koydurtarak imzasını atmıştır. Günümüzde Gazipaşa-İsmetpaşa ve Orhan Maltepe Caddelerinin oluşturduğu çizgiler hala ilçenin en işlek merkezi durumundadır.

Osmanlı döneminden Gebze ilçesine bağlı bir köy iken daha sonra Üsküdar Mutasarrıflığına bağlı Kartal Sancağı bünyesinde bir nahiye olmuştur. Nihayet 04.07.1987 tarihinde 19507 sayılı Resmî Gazete de yayınlanan 3392 sayılı kanun ile ilçe olmuş ve teşkilatlanmasını tamamlayarak 11.08.1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir.

İlçede, Kaynarca ve Pendik arasında sahile 50 metre uzaklıkta, neolitik dönemden kalma ve MÖ 6500 yılında kurulduğu sanılan, 32 mezarın ve ev temelleri kalıntılarının bulunduğu eski bir yerleşim bölgesi bulunmuştur.

Pendik Coğrafyası

İstanbul ilinin doğu yarısında yer alan Pendik, güneydoğu’da Tuzla doğuda Gebze, kuzeyde Şile ve Çekmeköy, batıda KartalSancaktepe ve Sultanbeyli, güneyde ise Marmara Denizi ile çevrilmiştir. Yaklaşık 200 km2 lik bir alana yayılmış olup 9 km sahil şeridi bulunmaktadır. Pendik’in yüzey şekilleri genel olarak engebelidir. Deniz kıyısı kil ve kum ile kıyıdan itibaren kuzeye doğru silislerle kaplıdır. İstanbul’un tek ve en yüksek dağı olan Aydos ile sınır olan Pendik, Ballıca Ağılbayırı, Karabayır tepelerine de sahiptir. Ayrıca üzerinde İBB Sosyal tesislerini barındıran Gözdağı’da en yüksek noktalardan biridir. Riva Deresi, Ballıca Deresi Ömerli Barajına dökülen akarsulardır. Büyükdere Kurtköy’den çıkarak Tuzla sınırlarına gider. İstanbul’un en büyük su kaynaklarından olan Ömerli Barajı’da Pendik sınırlarındadır. Çok geniş topraklara sahip Pendik’te TEM güneyi tamamen yerleşim yerleriyle kaplıdır, kuzeyde ise yalnızca 5 köy bulunmaktadır.

Pendik Karadeniz’in yağışlı iklimi ile Akdeniz’in ılıman iklimi arasında geçit teşkil eder yani klasik Marmara iklimine sahiptir. Kışın Balkan yarımadasından gelen soğuk rüzgârlar ve Karadeniz’in yağışlı havası ilçede etkisini gösterir, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yarı nemli bir iklime sahiptir.

Yıllık ortalama sıcaklık 14,1 derece, kışın ortalama sıcaklık 5,6 derece, yazın ortalama sıcaklık 28,6 derecedir. Hâkim rüzgârlar poyraz ve lodostur.

Gebze Kurye

Gebze Kurye

Gebze ilçesi etrafında güvenilir kurye arkadaşlarımız ve samimi, güler yüzlü çalışanlarımız ile sizlere 1. kalite bir kurye hizmeti sağlamaktan gurur ve neşe duyuyoruz.

Gebze Tarihçesi

Kayıtlara göre Gebze, MÖ IV. yüzyılda kurulmuştur.  Gebzenin de içinde bulunduğu, Bitinya bölgesinin bilinen en eski tarihi, MÖ XII. yüzyıla kadar dayanır. Asya ile Avrupa kıtaları arasındaki en önemli geçit yeri olan Kocaeli Yarımadası ya birçok ulusun yurdu ya da gelip geçtikleri, uygarlıklarından izler bıraktığı bir yer olmuştur. Bilinen ilk ulus göçünü de MÖ 12. yüzyılın başlarında Frigler yapmıştır. Boğaz yoluyla Yarımada‘ya gelen Frigler, buradan Anadolu’ya dağılmışlardır.

Bugün Gebze’nin olduğu yerde, MÖ 278-255 yılları arasında Kral I. Nicomedes‘in egemenliğindeki Bitinya Krallığı dönemindeki Dakibyza ve Libyssa adında yerleşmeler vardı. Bu yerleşim alanlarının araştırmalara konu olmasının en önemli nedeni ise, ünlü Kartacalı komutan Hannibal‘ın krallık döneminde burada yerleşmiş olmasıdır. Hannibal, Zama Savaşı‘ndaki yenilgisinden sonra ülkesinde itibar görmemiş ve Bitinya Krallığı´na iltica etmek zorunda kalmıştır. Hannibal’ın mezarı Gebze TÜBİTAK Yerleşkesi içerisinde bulunmaktadır.

Evliya Çelebi 1640 yılında Gebze’ye yaptığı seyahatte 1000 kadar bağlı ve bahçeli eski tarz evin bulunduğunu söyler.

Gebze Coğrafyası

Gebze, Marmara Bölgesinde İzmit Körfezi’nin Kuzey Batısında yer alan ve Kocaeli iline bağlı olan zengin bir tarihi geçmişe sahip, ekonomisi büyük oranda sanayiye dayalı, Türkiye’nin hızla gelişen ve büyüyen bir ilçesidir. Doğusunda Dilovası ilçesi, batısında DarıcaÇayırovaİstanbul iline bağlı Pendik ve Tuzla ilçeleri, Kuzeyde ise İstanbul iline bağlı Şile ilçesi yer almaktadır. Gebze’nin yüzölçümü, 426.29 km2 olup, rakım ise ilçe merkezinde 190 metredir.

Akdeniz ve Karadeniz iklimleri ve zamanla Karasal İklim özelliklerini yansıtır. İlçede yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı ve görece ılık geçer. Yıllık yağış miktarı 565 mm’dir.